Bilanço, bir işletmenin belirli bir tarihteki mali durumunu gösteren tablodur: elinde ne var (varlıklar), bunların ne kadarı borçla finanse edilmiş (yükümlülükler) ve ne kadarı işletmenin kendi kaynağı (öz kaynaklar). Fotoğraf gibidir — bir anı gösterir, bir dönemi değil.
Bu ayrım önemlidir: gelir tablosu bir dönem boyunca ne olduğunu anlatır (film), bilanço ise o dönemin sonunda nerede durulduğunu (fotoğraf). İkisi birlikte okunmadan işletmenin durumu anlaşılmaz.
Bilanço iki yandan oluşur ve iki yan her zaman birbirine eşittir. Sebebi mantıksaldır: elinizdeki her varlığın bir finansman kaynağı vardır — ya borçlanılmıştır ya işletmenin kendi parasıdır.
| AKTİF (Varlıklar) | PASİF (Kaynaklar) |
|---|---|
| Dönen varlıklar — bir yıl içinde nakde dönmesi beklenenler: kasa, banka, alıcılar, stok | Kısa vadeli yükümlülükler — bir yıl içinde ödenecekler: satıcılar, banka kredisi, vergi borcu |
| Duran varlıklar — uzun süre kullanılacaklar: bina, makine, taşıt, demirbaş | Uzun vadeli yükümlülükler — bir yıldan uzun vadeli borçlar |
| Öz kaynaklar — sermaye, yedekler, geçmiş yıl kârları |
Temel denklem şudur: Varlıklar = Borçlar + Öz Kaynaklar. Bu eşitlik bozulmaz; bozulmuş görünüyorsa kayıtta hata vardır.
Bilanço tek başına bir puan vermez ama birkaç basit okuma işletmenin durumu hakkında hızlı fikir verir:
| Bakılan | Nasıl hesaplanır | Ne anlatır |
|---|---|---|
| Cari oran | Dönen varlıklar ÷ Kısa vadeli yükümlülükler | Yakın vadeli borçları ödeyebilecek durumda mısınız |
| Öz kaynak payı | Öz kaynaklar ÷ Toplam pasif | İşletme ne kadar kendi parasıyla, ne kadar borçla dönüyor |
| Stok ağırlığı | Stoklar ÷ Dönen varlıklar | Paranın ne kadarı rafta bekliyor |
| Alacak ağırlığı | Alıcılar ÷ Dönen varlıklar | Paranın ne kadarı müşteride |
Bu oranların “doğru” değeri sektöre göre değişir; imalatta stok ağırlığının yüksek olması normalken hizmet işinde anormaldir. Bu yüzden mutlak bir eşik aramak yerine kendi geçmişinizle karşılaştırmak daha anlamlıdır: geçen yılın aynı dönemine göre stok payı arttıysa sebebi sorulmalıdır.
İşletme sermayesi, dönen varlıklardan kısa vadeli yükümlülüklerin çıkarılmasıyla bulunur. Günlük işi döndürmek için elinizde kalan tamponu gösterir.
İşletme sermayesi = Dönen varlıklar − Kısa vadeli yükümlülükler
Sonucun negatif olması, bir yıl içinde ödenecek borçların bir yıl içinde nakde dönecek varlıklardan fazla olduğu anlamına gelir. Bu her zaman kriz demek değildir — hızlı devreden perakendede olağan olabilir — ama imalatta genellikle baskı işaretidir.
Daha ayrıntılı bakmak isteyenler için üç kalem birlikte izlenir: alacakların ortalama tahsil süresi, stoğun rafta kalma süresi ve borçlara ödeme süresi. İlk ikisinin toplamından üçüncüsü çıkarıldığında, işletmenin parasının kaç gün boyunca dışarıda kaldığı bulunur. Bu süre uzadıkça, kârlı olsanız bile nakit ihtiyacı büyür.
Son madde önemlidir: tahsil edilemeyeceği belli olan bir alacak bilançoda durduğu sürece işletme kendini olduğundan varlıklı sanır. Alacakların yaşlandırılması bu yüzden yalnız tahsilat değil, tabloların doğruluğu meselesidir — geciken alacak yazısında ayrıntılı ele alınıyor.
Bilanço, dönem sonu işlemleri tamamlanmış kesin mizandan türetilir. Mizana giren veri ise ön muhasebede oluşur: kesilen faturalar, alınan faturalar, tahsilat ve ödemeler, stok hareketleri.
Zincirin sonucu şudur: ön muhasebe kaydı gerçeği yansıtmıyorsa bilanço da yansıtmaz. Sayılmamış stok, girilmemiş gider faturası veya karışmış cari kart, tabloya doğrudan yanlış olarak geçer. Bilançonun güvenilirliği muhasebecinin titizliğinden önce günlük kaydın düzenine bağlıdır.
Bilançonun gerçeği yansıtması için dönem kapanmadan yapılması gereken birkaç iş vardır. Bunlar atlandığında tablo teknik olarak doğru ama fiilen yanıltıcı çıkar:
Sistemdeki stok ile raftaki stok karşılaştırılır. Sayım yapılmadan hesaplanan stok değeri tahminden ibarettir ve doğrudan brüt kârı etkiler.
Alıcı ve satıcı bakiyeleri karşı tarafla teyit edilir. Tutmayan bakiye bilançoya olduğu gibi girer ve sonradan düzeltmesi zordur.
Ters bakiye veya açıklanamayan fark kalmamalıdır.
Tahsili gerçekten belirsiz hâle gelmiş alacaklar için karşılık ayrılmazsa varlıklar olduğundan büyük görünür.
Alınan ve elden çıkarılan varlıklar listeye işlenmiş mi, amortisman hesapları güncel mi kontrol edilir.
Bu adımların ortak özelliği, hiçbirinin dönem kapandıktan sonra geriye dönük yapılamamasıdır. Sayılmayan stok sonradan sayılamaz; mutabık edilmeyen bakiye aylar sonra tartışmaya açılır.
Bilanço belirli bir tarihteki durumu gösterir — 31 Aralık itibarıyla elinizde ne var, ne kadar borcunuz var. Gelir tablosu ise bir dönem boyunca ne olduğunu anlatır — yıl içinde ne kadar sattınız, ne kadar harcadınız, ne kadar kâr ettiniz. Biri fotoğraf, diğeri filmdir.
Zorunluluk mükellefiyet türüne ve hadlere bağlıdır; bilanço esasına tabi mükellefler için gereklidir, işletme hesabı esasında farklı bir düzen uygulanır. Hadler mevzuatla belirlenir ve güncellenir; kendi durumunuz için mali müşavirinize danışmanız gerekir.
Sık karşılaşılan bir durumdur ve genellikle iki sebebi vardır: kâr stoka dönmüştür (alınmış ama satılmamış mal) veya alacağa dönmüştür (satılmış ama tahsil edilmemiş). Kâr bir hesap sonucudur, nakit ise ayrı bir konudur; ikisini birlikte izlemek gerekir.
Ön muhasebe programları genellikle cari, stok, kasa ve fatura tarafını yönetir; resmî bilanço ise dönem sonu kayıtlarını da içeren muhasebe programından çıkar. Ön muhasebenin görevi bu tabloyu üretmek değil, tabloyu doğru üretilebilir hâle getirecek temiz veriyi sağlamaktır.
Bilanço, ön muhasebedeki kaydın aynasıdır. Stok, cari ve fatura akışınızı düzene sokalım — dönem sonunda tabloların gerçeği göstermesi için.