Gelir tablosu, bir işletmenin belirli bir dönem boyunca elde ettiği gelirleri, katlandığı maliyet ve giderleri ve sonuçta oluşan kâr veya zararı gösteren tablodur. Kademeli yapıdadır: satıştan başlar, her adımda bir gider grubu düşülür ve en altta net sonuç kalır.
Bu kademeli yapı tablonun en değerli tarafıdır. “Kâr ettik mi?” sorusundan çok daha yararlı olan soruyu cevaplar: kârı nerede kaybediyoruz? Brüt kârın iyi olup net kârın kötü olması ile brüt kârın baştan düşük olması tamamen farklı iki sorundur ve farklı çözümler gerektirir.
| Kalem | Nasıl bulunur | Ne anlatır |
|---|---|---|
| Brüt satışlar | Dönem içi toplam satış | Ne kadar iş yapıldı |
| Net satışlar | Brüt satışlar − iade, iskonto | Gerçekte ne kadarı kaldı |
| Brüt satış kârı | Net satışlar − satılan malın maliyeti | Ürün başına kazanç — fiyatlama ve maliyetin sonucu |
| Faaliyet kârı | Brüt kâr − faaliyet giderleri | İşin kendisi kazandırıyor mu |
| Dönem kârı | Faaliyet kârı ± diğer gelir/gider, finansman gideri | Kredi ve kur etkisi dahil sonuç |
| Net dönem kârı | Dönem kârı − vergi | Elde kalan |
Faaliyet giderleri genellikle üç başlıkta toplanır: pazarlama-satış-dağıtım, genel yönetim ve araştırma-geliştirme. Bunları ayrı izlemek, giderin nereden büyüdüğünü görmeyi sağlar.
| Kalem | Tutar | Oran |
|---|---|---|
| Brüt satışlar | 1.200.000 | — |
| İade ve iskonto | −70.000 | — |
| Net satışlar | 1.130.000 | %100 |
| Satılan malın maliyeti | −780.000 | %69 |
| Brüt satış kârı | 350.000 | %31 |
| Faaliyet giderleri | −240.000 | %21 |
| Faaliyet kârı | 110.000 | %10 |
| Finansman gideri | −65.000 | %6 |
| Dönem kârı | 45.000 | %4 |
Bu tabloda dikkat çeken şudur: işin kendisi %10 faaliyet kârı üretiyor ama finansman gideri bunun yarısından fazlasını alıyor. Buradaki sorun fiyatlama veya üretim değil, borç yapısıdır. Aynı işletme kredisiz çalışsa net sonucu iki katından fazla olurdu — bu tespit ancak kademeli tabloyla yapılabilir.
Sağ sütundaki oranlar net satışa bölünerek bulunur ve tablonun en kullanışlı kısmıdır. Mutlak tutarlar dönemler arasında büyüklükten dolayı karşılaştırılamaz; oranlar karşılaştırılabilir.
Brüt kârın doğruluğu tamamen bu kalemin doğruluğuna bağlıdır ve KOBİ’de en çok hata buradan çıkar. Satılan malın maliyeti şöyle bulunur: Dönem başı stok + dönem içi alımlar − dönem sonu stok.
Formülün zayıf halkası dönem sonu stoktur. Sayım yapılmadıysa veya sayım hatalıysa maliyet yanlış çıkar ve kâr olduğundan yüksek ya da düşük görünür. İmalatta durum daha karmaşıktır; hammadde, işçilik ve genel üretim giderlerinin ürüne dağıtılması gerekir — birim maliyet yazısı bu hesabı ele alıyor.
Fiyatlama tarafında ise sık yapılan hata, kâr marjı ile kâr oranının karıştırılmasıdır; ikisi farklı sayılar üretir ve fiyat kararını doğrudan etkiler. Ayrıntı: kâr marjı nasıl hesaplanır.
Faaliyet giderleri tek bir toplam olarak izlenirse, büyümenin nereden geldiği görülmez. Üç başlıkta ayrılması standart uygulamadır:
| Gider grubu | İçindekiler | Neye bağlı büyür |
|---|---|---|
| Pazarlama, satış, dağıtım | Reklam, nakliye, satış primi, ambalaj | Satış hacmine — genelde değişkendir |
| Genel yönetim | Ofis kirası, yönetim maaşları, müşavirlik, sigorta | Zamana — genelde sabittir |
| Araştırma ve geliştirme | Ürün geliştirme, kalıp, test | Karara — isteğe bağlıdır |
Ayrımın pratik değeri şudur: satış düştüğünde pazarlama giderleri de düşer, ama genel yönetim giderleri düşmez. Bu yüzden sabit gider yükü ağır olan bir işletme, satış dalgalanmasına karşı daha kırılgandır. Aynı ciroyu farklı gider yapılarıyla üreten iki işletmenin riski aynı değildir.
Dönemsellik ilkesi de burada devreye girer: bir gider, ödendiği döneme değil ait olduğu döneme yazılır. Yıllık peşin ödenen sigorta primi tek ayın gideri değildir; aylara dağıtılmazsa o ay olduğundan zararlı, sonraki aylar olduğundan kârlı görünür.
Resmî olarak dönemsel hazırlansa da yönetsel amaçla aylık bakmak çok daha yararlıdır. Aylık tablo, bir gider kaleminin sessizce büyümesini yıl sonunu beklemeden gösterir.
Pratik bir yöntem, her ayın oranlarını yan yana koymaktır. Brüt kâr oranı üç aydır düşüyorsa sebebi ya maliyet artışıdır ya da iskonto politikasıdır; ikisi de erken fark edilirse düzeltilebilir, yıl sonunda fark edilirse zarar kesinleşmiş olur.
Tek bir toplam gelir tablosu, işletmenin ortalamasını gösterir — ama ortalama çoğu zaman yanıltıcıdır. Toplamda %30 brüt marj görünen bir işletmede bazı ürünler %45, bazıları %8 marjla satılıyor olabilir. Bu ayrım görünmediği sürece hangi ürünün işletmeyi taşıdığı, hangisinin yük olduğu bilinmez.
Yönetsel amaçla üç kırılım pratikte en çok işe yarar:
Bu kırılımların çıkarılabilmesi, satış hareketlerinde maliyetin de kaydedilmesine bağlıdır. Ürün kartlarında güncel maliyet tutulmuyorsa yalnız toplam brüt kâr hesaplanabilir; kırılım yapılamaz.
Değil ve bu ayrım çok önemlidir. Gelir tablosu tahakkuk esasına göre düzenlenir: fatura kesildiği anda gelir yazılır, tahsil edilmese bile. Nakit akışı ise paranın fiilen girip çıktığı anı izler. Bu yüzden kâğıt üzerinde kârlı bir işletmenin kasası boş olabilir.
Aradaki fark faaliyet giderleri, finansman giderleri ve vergiden oluşur. Farkın olağandışı açılması genellikle üç sebepten birine işaret eder: genel yönetim giderlerinin büyümesi, kredi yükünün artması veya kur farkı. Kademeli tabloya bakmak hangisinin sorumlu olduğunu doğrudan gösterir.
Dönem sonu stok sayımıyla başlayın; formülün eksik parçası genellikle budur. Sayım yapılmadan hesaplanan brüt kâr tahminden ibarettir. İmalat yapıyorsanız ayrıca işçilik ve genel üretim giderlerinin ürüne nasıl dağıtılacağını belirlemeniz gerekir.
Ön muhasebe programları genellikle satış, alış ve gider verisini tuttuğu için yönetsel bir gelir-gider özeti üretebilir. Resmî gelir tablosu ise dönem sonu kayıtlarını içerdiği için muhasebe programından çıkar. Yönetsel özet aylık takip için çoğu zaman yeterlidir.
Yıl sonunu beklemek pahalıya mal olur. Satış, alış ve gider akışınızı sisteme alalım — brüt kâr oranınızın seyrini her ay görün.