Yarı mamul (sıkça “yarı mamül” diye de yazılır), üretim sürecinde bazı işlemlerden geçmiş ama henüz satılabilir hâle gelmemiş üründür. Hammadde ile mamul arasındaki ara aşamayı temsil eder. Kesilmiş sac, boyanmış kasa, dokunmuş ama dikilmemiş kumaş — hepsi yarı mamuldür.
Muhasebe ve stok açısından ayrı bir kategori olmasının sebebi, üzerine emek ve maliyet eklenmiş olmasıdır. Bir metre ham sac ile kesilmiş ve delinmiş bir sac parçasının değeri aynı değildir; ikincisi işçilik ve makine maliyeti taşır.
Bu yüzden yarı mamul stoğunun izlenmemesi iki sorun üretir: dönem sonunda stok değeri eksik hesaplanır ve üretimin hangi aşamasında ne kadar iş beklediği görünmez.
| Kategori | Tanım | Örnek | Maliyet içeriği |
|---|---|---|---|
| Hammadde | Henüz işlem görmemiş girdi | Sac levha, boya, vida | Yalnız alış maliyeti |
| Yarı mamul | Kısmen işlenmiş, satılabilir değil | Kesilmiş ve bükülmüş kasa | Malzeme + o ana kadarki işçilik ve makine |
| Mamul | Üretimi tamamlanmış, satılabilir | Montajı bitmiş pano | Toplam üretim maliyeti |
Sınır her zaman net değildir ve işletmeye göre değişir. Bir firmanın mamulü başka bir firmanın hammaddesi olabilir; kendi ürettiği bir parçayı hem satan hem kendi ürününde kullanan işletmelerde ise aynı kalem hem mamul hem yarı mamul olarak ele alınabilir.
Son madde pratik bir gözlem aracıdır: atölyede gezerken yarı mamulün en çok biriktiği yer, çoğu zaman darboğaz istasyonun önüdür. Bu, hiçbir hesap yapmadan yapılabilen ilk teşhistir.
Yarı mamulün maliyeti, o ana kadar üzerine eklenen her şeyin toplamıdır:
Yarı mamul maliyeti = Kullanılan malzeme + Tamamlanan operasyonların işçilik ve makine maliyeti + Payına düşen genel üretim gideri
Üçüncü kalem en zor olanıdır. Amortisman, enerji, bakım ve yönetim gibi genel giderlerin ürünlere dağıtılması bir yöntem seçimi gerektirir — makine saatine göre, işçilik saatine göre veya üretim miktarına göre. Seçilen yöntem farklı ürünlerde farklı sonuç verir, bu yüzden bir kez belirlenip tutarlı uygulanması gerekir. Konunun tamamı birim maliyet yazısında ele alınıyor.
Pratikte küçük işletmelerin çoğu yarı mamulü yalnız malzeme maliyetiyle değerler ve işçiliği ihmal eder. Bu, ara stoğu olduğundan ucuz gösterir; ürün maliyetini ise mamule geçişte bir anda sıçratır. Basitlik açısından kabul edilebilir ama etkisinin bilinerek yapılması gerekir.
Yalın yaklaşımda ara stok bir israftır — para, alan ve gizlenmiş sorun demektir. Ancak sıfır ara stok pratikte akışın hiç kesilmemesini gerektirir ve çoğu atölyede mümkün değildir. Doğru soru “ne kadar olmalı” değil, “neden bu kadar” sorusudur.
Ara stok genellikle üç sebepten birikir: istasyonlar arası hız farkı, büyük parti üretimi ve güvenilmez tedarik. Her birinin çözümü farklıdır — hız farkı hat dengelemeyle, parti büyüklüğü SMED ile, tedarik güvenilmezliği ise kanban gibi çekme sistemleriyle ele alınır.
Ara stoğu ölçmeden azaltmaya çalışmak ise risklidir: darboğazın önündeki tampon kaldırıldığında hat, küçük bir aksaklıkta bile durur. Önce ölçüm, sonra kademeli azaltma doğru sıralamadır.
Ara stok kaydının hangi anda oluşacağı bir tasarım kararıdır ve kayıt yükünü doğrudan belirler. İki uç yaklaşım vardır.
Her operasyonda kayıt: her adım bittiğinde yarı mamul stoğa alınır ve sonraki adımda çıkılır. En ayrıntılı görünürlüğü verir ama kayıt yükü ağırdır; operatörden her adımda giriş beklenir ve pratikte bu disiplin çoğu atölyede sürdürülemez.
Yalnız stoklanan noktalarda kayıt: ürün fiilen bir yere konuluyorsa — ara depoya, rafa, palete — orada kayıt yapılır; ara adımlarda yapılmaz. Kayıt yükü çok daha hafiftir ve çoğu KOBİ için yeterli görünürlüğü sağlar.
Pratik öneri ikincisiyle başlamaktır. Ayrıntılı kayda ihtiyaç duyulan yerler zaten kendini gösterir: hangi aşamada ne kadar beklediğini bilmediğiniz için sorun yaşadığınız nokta, kayıt eklenmesi gereken noktadır. Baştan her adımı kaydetmeye çalışmak ise genellikle birkaç hafta içinde terk edilir.
Kayıt noktası kararı verilirken sorulacak soru şudur: bu noktadaki miktarı bilmemek bize neye mal oluyor? Cevap somut bir sorun içermiyorsa kayıt eklemek gereksiz yük demektir. Sayım farkı, kayıp parça veya “nerede kaldı” sorusu yaşanıyorsa orası kayıt noktasıdır.
Kayıt noktaları belirlendikten sonra bunların dönem sonu sayımına dahil edilmesi de unutulmamalıdır; ara stok sayılmadan yapılan bir envanter eksiktir.
Ara ürünü üreten işleri henüz bir programda izlemiyorsanız, her birini ayrı bir iş emri olarak açıp üretim takip şablonumuzda izleyebilirsiniz; şablonu e-postanıza gönderelim. Her iş emri bir satırdır: üretilen ve fire elle girilir, kalan adet, fire oranı ve gecikme formülle hesaplanır. Şablon stok tutmaz; ara stoğun miktarını stok takip şablonunda ayrıca izlemeniz gerekir.
Dönen varlıklar içinde, stoklar kaleminde gösterilir; hammadde ve mamulden ayrı bir satır olarak izlenir. Dönem sonu sayımında yarı mamulün de sayılması ve değerlenmesi gerekir; atlanırsa hem varlıklar hem satılan malın maliyeti yanlış çıkar.
Hayır, bu kayıt yükünü gereksiz artırır. Yarı mamul tanımlamak için pratik ölçüt şudur: o aşamada ürün stoklanıyor mu, başka ürünlerde kullanılıyor mu veya maliyeti ayrı bilinmesi gerekiyor mu? Üçünden biri geçerliyse tanımlamak anlamlıdır; hiçbiri değilse operasyon olarak izlemek yeter.
Yakın kavramlardır. “Yarı mamul” muhasebe ve stok kategorisini, “ara stok” ise üretim akışında istasyonlar arasında bekleyen malzemeyi anlatır. Uygulamada ara stoğun çoğu yarı mamuldür; ama depoda duran hammadde de bir tür ara stok sayılabilir.
Tek aşamalı ve kısa süren üretimde yönetilebilir. Çok aşamalı üretimde ise işin nerede olduğu görünmez hâle gelir ve “bu sipariş ne durumda” sorusuna ancak atölyeye gidip bakarak cevap verilir. Ölçek büyüdükçe bu yöntem sürdürülemez.
Yarı mamulün nerede ve ne kadar biriktiğini ölçelim. Darboğazınızı ve gerçek stok değerinizi tahminle değil kayıtla görün.